Okuyacağınız İnceleme TSF Hsnmrycl Tarafından Yazılmıştır

Anlatmaya çalışacağım saat, saniyede 10 vuruş yaparak Hi-Beat sıfatını sonuna kadar hakeden bir Seiko: Lord Marvel 36000!

Lord Marvel serisinin temeli, 1956 yılında tamamı in-house olarak üretilen ilk Seiko olan Marvel serisine dayanmaktadır.

Resim

Daini Fabrikası tarafından ortaya çıkarılan bu seri 1958 yılından itibaren Lord Marvel adıyla anılacaktır.

Resim

Lord Marvel serisi genel olarak kurmalı, ince yapılı ve sade saatleri içermektedir. Serinin tüm saatleri bu çizgiyi korumuştur. Bozulmayan bu çizgi gelecek yıllarda kendisine King Seiko ve Grand Seiko modellerinde de yer bulup; aynı sadelik, yine aynı şıklıkla harmanlanarak farklı kasa kodlarıyla karşımıza çıkar.

Lord Marvel serisi farklı mekanizmalarla da olsa 1960’lar boyunca Seiko için üst düzey saatçiliğin simgelerinden biriydi. 1961 yılında kullanılmaya başlanan 57xx serisi mekanizmalar geçen yıllarla birlikte gelişerek önce 1964 yılında saatte 18000 salınımlı 5740A, ardından 1966 yılında saatte 19800 salınımlı 5740B halini aldı. 1967 yılına gelindiğinde ise Seiko bu Low-Beat mekanizmalar üzerinde oldukça az sayıda, basit ama önemli değişiklikler yaparak onları saatte 36000 salınımlı Hi-Beat mekanizmalar haline getirdi. Bu sayede ilk Hi-Beat Seiko’lar görülmeye başlandı. Böylece 1966 yılında ilk 36000 salınımlı kol saati mekanizmasını yapan Girard Perregaux markasına 1 yıl sonra da olsa cevap verilmiş oldu. Ardından 1969 yılında Zenith markasının yaptığı ilk otomatik kronograf mekanizması 36000 salınımlı olarak üretildi ve böylece Hi-Beat mekanizmalara olan ilgi giderek artmaya başladı. Bu ilginin temelini sorarsanız; kısaca daha iyi zaman tutma arzusu diyebilirim. Hi-Beat mekanizmalar, diğer bütün koşullar aynı iken, low-beat mekanizmalardan daha iyi zaman tutarlar. Bunun nedenini tek cümleyle şöyle özetlemeye çalışayım: Hi-Beat mekanizmalar, saate birim zaman etki eden ve bu etkisi saatin zaman tutmasında sapmaya neden olacak etkenin, etki ettiği birim zamanın saatin tuttuğu zamandaki payını azaltır. Tek cümle yetmedi sanırım. Çünkü beceremedim… Şöyle ki; 18000 salınımlı bir saat saniyeyi 5’e böler; 36000 salınımlı saat ise 10’a. 18000 salınımlı bir saat kolunuzdayken yapacağınız bir anlık sapma arttırıcı hareket, yapıldığı saniyenin %20’lik kısmına etki ederken bu oran 36000 salınımlı bir saatte %10’dur. Dolayısıyla sapma arttırıcı hareketin saatin genel zaman tutuşuna etkisi de aynı oranda düşük olacaktır. Anlamadık demeyin! Zira Einstein gelse daha basit anlatamazdı!

Resim

Günümüzde Hi-Beat denilince Tag Heuer markasına özel bir yer vermek gerekir. Ancak konudan çok sapmadan tekrar Seiko’ya yoğunlaşmak daha doğru olacak.

Hi-Beat kavramı genel olarak 28800 salınımdan fazla salınan mekanizmalar için kullanılsa da Seiko ilk yıllarda bu sıfatı kendi 28800 salınımlı mekanizmaları için de kullanmıştır. Ben yine de genel kabul görmüş tanımı temel alıp, ilk Hi-Beat mekanizmanın 5740C kalibre olduğu ön-kabulüyle yazıya devam edeceğim.

Burada ilginç bir noktaya da değinmek istiyorum. Seiko ilk 36000 salınımlı mekanizmasını ürettikten sonra bu mekanizmayı, o zamanlar için de tıpkı bugün olduğu gibi en üst düzey modeli olan Grand Seiko’ya koymak yerine Lord Marvel’e koymayı tercih etti. Bunu neden yaptıklarına dair kesin bir bilgi bulamadım. Ancak bana kalırsa en akılcı neden, Grand Seiko imajını bu yeni ve denenmemiş mekanizmanın olası hataları ile yerle bir etmek istememeleri. Bu yüzden, üretilen ilk Hi-Beat Mekanizmalar öncelikle Lord Marvel serisinde yaklaşık olarak 1 yıl denendikten sonra King ve Grand Seiko modellerinde görülmeye başlanmış olabilir.

Tüm bu özellikleri göz önüne alındığında Lord Marvel, kendisinden sonra ortaya çıkacak olan diğer Hi-Beat King ve Grand Seikoların atası sayılmakta; saygıda kusur edilmemektedir. Lord Marvel 36000’den sonra üretimine başlanan ilk nesil Hi-Beat Grand Seiko serisi 61xx kodlu otomatik mekanizmaları ile 1968-1975 yılları arasında; 45xx kodlu kurmalı Hi-Beat mekanizmaları ile hem Grand, hem King Seiko serisi ise 1968-1973 yılları arasında üretimde kaldı. Lord Marvel 36000 serisi ise 5740C mekanizma ile 1967-1978 yılları arasında üretimde kalarak hem ilk hem son üretilen Hi-Beat Seiko modeli olma özelliğini taşımaktadır. Ta ki 2009 yılında, bir rönesans hareketi ile yeniden yaratılan 36000 salınımlı Hi-Beat 9S85 mekanizması ile yeni nesil Grand Seiko serisi üretilene kadar. İşin aslı 2008 yılında üretilen bir Hi-Beat Seiko daha var. Ancak bu Seiko yalnızca Hi-Beat değil; o bir Super Hi-Beat! Credor GBBX998 olarak bilinen bu model saatte 43200 salınım yapan bir canavar! Ancak 600 bin dolarlık fiyatı ile bir koleksiyon parçası olmaktan öteye geçmesi mümkün olmadığından sıralamaya dahil etmemeyi tercih ediyorum.

Credor GBBX998:
Resim

Bu kadar ön-bilgiden sonra sanırım kendi saatim hakkında birkaç şey söyleme hakkım doğmuştur.

Mütevazi koleksiyonumun son üyesi olan bu Seiko 1973 yılı Ağustos ayı üretimi bir Lord Marvel 36000.

Vintage saatler konusunda bir miktar deneyim sahibi olduğumdan (Sovyet Dönemi Saat Koleksiyonum için bkz. http://2209su.blogspot.com.tr/ ) eski bir saati incelerken dikkat edilmesi gereken hususlar zihnimde birer birer “check” ediliyor. Bu hususlardan en önemlileri kadran, kol takımı, kurma kolu ve arka kapağın orijinal seri ile uyumlu olup olmadığıdır. Bu yaştaki saatlerin kadranları genellikle “restore” edilir. Bazı restorasyonlar muhteşem sonuçlar verse de, bazıları Şile Kalesi Restorasyonu’ndan hallice oluyor.

Bakınız: Şile Kalesi Restorasyonu

Resim

Durumun vahametini şöyle bir örnekle açıklayım hemen: Ben ilk zamanlar mavi renkli bir “dress watch” konusunda ısrarcıydım ve arayışlarım da bu minvalde sürüyordu. Derken yabancı bir saat forumunda muhteşem sunburst mavisi kadranıyla bir Lord Marvel gördüm ve resmen tutuldum. Pek çok sitede aradım mamafih bulamadım. Sonunda Japonya’dan bir arkadaştan yardım istemeye karar verdim. Ona Mavi kadranlı bir Lord Marvel 36000 aradığımı ancak bulamadığımı, kendisinin Japonya’da bulup bulamayacağını sordum. Hiç beklemeden mavi kadranlı bir Lord Marvel’in hiçbir zaman var olmadığını söyledi ve orijinal katalog sayfasını gönderdi.

Katalogda yer alan 4 farklı Lord Marvel’i 1. ve 2. satırda görebilirsiniz:
http://www.tukiya.com/old/1974/m12.htm

Doğrusu oldukça şaşırdım. Çünkü muhteşem bir restorasyondu. Ama ne kadar muhteşem olsa da orijinal değildi ve ben böyle bir saati asla kullanmak istemem. Bu arada aklınızda bulunsun, tıpkı mavi kadran gibi siyah kadranlı Lord Marvel de aslında hiç üretilmedi. Aynı şey King Seiko ve ilk nesil Grand Seiko serileri için de geçerli.

Bahsettiğim mavi Lord Marvel:
Resim

Uzak olduğum Seiko markası hakkında bu ve benzeri bilgiler toplayarak ilerledim. Kadran meselesi böylece çözülmüştü. Arka kapak ve kol takımı da çözmesi kolay sorunlardı. Zira bu iki bileşenin yanlış saatlerden toparlanmış ya da aynı serinin farklı zamana ait üretimlerinden alınmış olması hemen göze batan sonuçlar doğuruyor. Kurma kolu ise biraz daha dikkat gerektirir. Yıllar bazında işlevini yitiren kurma kolları kimi zaman son derece uyumsuz ve estetikten uzak modellerle değiştirilir ve bu değişim saatin genel karakterine darbe vurur. En iyi ihtimalle, saatin kesilmeden devam etmesi gereken o zarif hatları bozulur. Elimdeki kataloglar ve orijinalliğinden emin olduğum saatlerden edindiğim bilgilerle kurma kolunun ne şekilde olması gerektiğini de öğrenip tam teşekküllü biçimde ava çıktım.

Benim bir huyum vardır: Almışken iyisini almak isterim. Bu saat için de aynısı geçerli oldu. Her bileşeni uygun olmasına rağmen boynuzlarındaki eziklikler ya da kadranındaki lekeler yüzünden almadığım pek çok saat gelip geçti. Sonunda istediğim kondisyonda bir tane denk geldiğinde ise evde baktım, gerekeni yaptım; beyin bedava!

Resim

Vintage saatlere meraklıysanız saati kullanmak için saati satın almanın yetmeyeceğini; bir de bakım sürecinden geçmesi gerektiğini iyi bilirsiniz. En son bakımının ne zaman yapıldığına dair en ufak bilgi bulunmayan bu saat bana geldiğinde +20sn/gün sapmayla çalışıyordu. Aslına bakarsanız 42 yaşındaki bir saat dün bakımdan gelmiş olsa bile 20 saniye sapma kabul edilebilir. Ama ben bu mekanizmaların kronometre seviyesinde üretildiğini bildiğimden (Seiko ve kronometre konusu biraz uzun, detaylı ve esas olarak Grand Seiko alanına girdiğinden bu incelemede değinmedim) eski şaşalı günlerine dönmesi için iyi bakımdan geçmesi gerektiğine karar verdim ve milli ustamız, forumumuzda Bengisaat mahlası ile yazan Cengiz Bey ile temasa geçip saati kendisine ulaştırdım. Saat için yazacağım detaylı incelemeden bahsedince sağolsun her aşamayı fotoğraflayıp bana ulaştırdı. Kendisine teşekkür ederim.

Bakım sürecindeki sökme, temizleme ve kalibrasyon aşamalarından birer fotoğraf ile yapılan işlemi de kısaca paylaşmak isterim.
Bu vesileyle bir de mekanizma fotosu eklemiş olurum.

Resim

 

Resim

 

Resim

Ekranda yazan sapma değerine bilmem dikkat ettiniz mi…
+20sn/gün ile bakıma giren saat şu anda kolumda +1/-1 günlük reel sapmalarla çalışıyor.

Şimdi gelelim saatimize…
Bir türlü gelmek kısmet olmadı ama bu sefer tamam!

Saatin fotoğraflarına geçmeden önce şunu söylemek istiyorum: Saat çok şık! Evet, tek kelime ile şık.

Buyurun bir de kendiniz görün:

Resim

Benim gibi koca koca Panerai’leri kullanmayı seven birini bile etkilemeyi başaracak kadar şık bir saat. Aradığım elbise saatinin özelliklerine son derece uygun:

– Küçük çaplı (Kurma kolu hariç 35mm çap ve 19mm lug aralığı)
– Stick indeksli
– Çelik kasalı
– Hassas mekanizmalı

Bir saatsever başka ne ister ki…

Elbette sunburst kadran!
Şöyle ki;

Resim

Siz bu zarif kadranı izlerken ben de bir yandan saatin luglarından bahsedeyim. Çok açılı tasarım son derece başarılı ve “sert”; evet doğru kelime sert! Tarifi zor ama sabahtan beri şıklığından ve zarafetinden dem vurduğum bu saate son derece keskin bir karakter kazandırıyor bu tasarım. Aynı sertliği saatin kılıç biçimli kollarında da görüyorum ve çok beğeniyorum.

Resim

 

Resim

Bu sert lug tasarımları saatin profilinde “tatlı” bir eğimle az da olsa yumuşayarak birleşiyor. Bence, verilen bu eğim ve ortaya çıkan bu açılar bile son derece karakteristik bir görüntü sağlıyor. Saat pek çok yönden bu ve benzeri kendine has çizgileri sergiliyor. Basit bir tasarımın ne denli muazzam olabileceğinin ispatı!

Resim

 

Resim

Yukarıda kurma kolundan bahsetmiş ve orijinal kurma kolunun vintage saat alımında dikkat edilmesi gereken hususlardan olduğuna değinmiştim. İşte orijinal bir Lord Marvel 36000 kurma kolu.

Resim

Saatin arka kapağı yılların getirdiği yıpranma ile bir miktar çizilmiş. Doğrusu pek önemli değil ama elimden geldiğince bu çizikleri temizlemeye çalışacağım. Kapakta saat ve mekanizma bilgileri yer alıyor.

Resim

Yıpranmış bir arka kapaktan sonra ışıl ışıl bir kadran iyi gider!

Resim

Son olarak kendisi gibi “yerel” kronometre şartlarını sağlayan ve Precision sıfatını almaya hak kazanan bir başka saat olan Vostok 2809 kalibre ile bir fotoğraflarını ekleyerek incelememi bitiriyorum.

Buraya kadar okuyan olduysa teşekkür ederim.
Yeni saatlerde görüşmek üzere;
Şen ve esen kalınız değerli okuyucular.

Resim

Yorumlar ve Daha Fazlası İçin: Seiko Lord Marvel 36000 Tarihçe ve Kullanıcı İncelemesi Yorumları

TSF Hsnmrycl /Emre Yücel – www.emreleatherworks.com

Bu sitedeki tüm içeriklerin her tür fikri mülkiyet hakkı TSF'ye (Türkiye Saat Forumu) aittir ve telif hakları kapsamındadır. Herhangi bir şekilde izinsiz kopyalanamaz, üzerlerinde değişiklik yapılamaz ve yayınlanamaz.